Vatan uğrunda ölen varsa vatandır.

 

Herkese merhaba,

 

TSK’nın Kuzey Irak sınırında yaptığı harekâtla ilgili olarak bazı çevrelerde insanların “Kimse aslında ölmek istemiyor, Boşu boşuna şehitlik kutsaldır,vatan sağolsun “gibi sözlerle kendinizi kandırmayın diyenlere rastlıyorum. Bu arkadaşlarımız kusura bakmasınlar ama, onların bu şekilde konuşmalarının sebebinin sadece hayatını kaybeden şehit evlatlarımıza olan üzüntülerinden kaynaklandığını sanmıyorum. İşte bu tür durumlarda iman eksikliği kendini hemen gösteriyor...

 

       Bu sözleri okuyunca bazıları bana kızacaklar ama onlara bir örnek vermek istiyorum. Benim düşüncem şu ki, onların vadesi gelmişse zaten öleceklerdi ama kimse ailelerine, ardından ne şehit aylığı bağlayacaktı ne de şehitlik gibi bir makamla onurlanacaklardı. Bu konuyla ilgili bir örnek vermek gerekirse kendileriyle çok samimi olmadığımız, biraz uzaktan tanıdığımız bir ailenin, askerden gelen oğulları üç gün sonra trafik kazasında öldü. bir tane de olsa işte size örnek, aslında bu örnekleri çoğaltmak mümkün, ama hiç de gerek yok anlayana bir tanesi de yeter.

 

       Peki şimdi onun yakınları acı ve üzüntü duymuyor mu?. Yâni insanlar sadece askerde ölene mi üzülüyor? Bu ülkede henüz yirmisine gelmemiş körpecik evlatlarımız, bazen sevdiği uğruna intihar etmiyor mu, esrar ve eroin mafyasına ne gençler kurban verildi, üstelik bu sonuca gelmeden önce de o gençlerimiz ailelerine bu maddeleri temin etmek uğruna ne kadar zulüm, ve üzüntü yaşatmışlardır zaman zaman  bu tür haberleri  medyadan takip etmiyor muyuz?. Bir tarafta genç yaşta, hem Allah’ın yasakladığı, alkol, kumar ve madde gibi bağımlılık yapıcı olaylarla üstelik günaha girerek, diğer yandan ailelerine maddi manevi üzüntü yaşatarak,hatta ardında borç bırakarak, ölen insanlar, diğer yanda vatan için canını vermiş, ailesine hem maddi hem manevi onur yaşatmış gençler,artık takdir sizlerin……..

 

      Yine bu insanlar askerlik konusunda çifte standart uygulandığı, üniversitelerde okuyanlara farklı haklar tanındığı, diğer askerlere ise ayrımcılık yapıldığı , oysa herkesin canının değerli olduğuna, neden meclistekilerin çocukları dış ülkelerde rahat şartlarla yaşıyorlar,biraz da onların çocukları  ölsün vs….. sitemler edenlerle karşılaşmak da mümkün zaman zaman. Ben bu şekilde düşünenlere şöyle cevap vermek istiyorum.

 

       Hepimizin bildiği bir konu, içinde çok değerli bilim adamlarının da bulunduğu uçak kazasında bu ülkenin yaşadığı kayıpla,  genç yaşlı fark etmez vasıfsız bir insanın kaybı terazinin aynı kefesinde tartılamaz. Doğrudur, ateş düştüğü yeri yakar, ama birinin ölümünde ateş o kişinin yakınlarına düşerken diğerinin ölümünde ülkenin bağrı da yanıyor ... Sizler hiç kalp krizinden,ya da her gün  haberlerde izleyip artık kanıksadığımız, 40-50 kişilik kayıplarla  sonuçlanan trafik kazalarından dolayı üzüntü duydunuz mu?. Kimse kendini kandırmasın, bizler bu haberleri yattığımız yerde film izler gibi izliyoruz  o kadar alıştık ki, ölüm haberi mi veriliyor, hava durumu mu sunuluyor farkında değiliz. Bir futbol maçında kaybeden takımımız için daha çok üzülüyoruz. Yakın bir komşumuzun cenazesine gereken ilgiyi göstermiyoruz. Onlar bitişiğimiz de ağlarken bazılarımız son ses müzik dinliyor.

      Diğer bir konu da, hangi kesimden olursa olsun aslında hizmet makamı olan TBMM’ye gelenlerin özellikle de zor dönemlerde halkın öfkesini çekecek türden davranışlarına ben de tepkiliyim. Ama bugün, mecliste bulunanların yakınlarından da zaman zaman şehit ve gazi haberleri geliyor .Ne yani gönlünüz olsun,sesiniz kesilsin diye, bütün meclisi fesh edip cepheye mi gönderelim. Farkında değilsiniz ama bu bir harekât, savaş değil.Ayrıca bu tür ayrıcalıklardan faydalananlar sadece meclistekiler değil, gerek sanat ve sosyete dünyasından, gerekse iş dünyasından tanıdığımız be ya tanımadığımız bir çok kişi bu ayrıcalıklardan yararlanmıyor mu? Bütün bunları görmezden gelip sadece meclistekilere sataşmak "Amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek " gibi geliyor bana. Benim sizlere tavsiyem,şehitlik konusunu ve de tahsil sahibi kişileri bu kadar küçümsemeyin. Uçak kazasında kaybettiğimiz bilim adamlarının acısı beni çok etkiledi. Özellikle de Prof. Engin Arık’ın adının bir araştırma üniversitesine verilmesi düşüncesindeyim.

 

      Burada asıl sorun, toplum olarak dinden uzaklaşıyoruz. laiklik adı altında zaten senelerdir içi boşaltılmış din derslerinin okullardan, hatta giderek hayatımızdan kaldırılmasının yankılarını bilmem görüyor musunuz? İnsanlar en basit ölüm gerçeğini bile anlamaktan acizler.Ben yasaklamaktan ziyade bu okullara artık esaslı, içi dolu din derslerinin konmasını öneriyorum.....

 

       Size en güldüğüm şeylerden birini anlatayım isterseniz.Çoğunuz ekranlardan  izlemiştir, DNA şifresinin yeni özellikleri keşfedildiğinde dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair’le ABD Başkanı Bill Clinton birlikte açıklama yapmışlar ve demişlerdi ki,” Bilimin geldiği son nokta sayesinde, artık herkesin genetik yapısıyla ilgili sorunlar çok erken teşhis edilecek ve genlerdeki hastalıklı ya da sorunlu hücrenin tedbiri baştan alınacak,” hatta o dönemlerde Sn. Blair’in bir oğlu olmuştu ve buna ithafen Sn. Clinton demişti ki, yeni yöntemle artık Blair’in çocuğu daha uzun yaşayacak. Ben bu haberi duyar duymaz bir güldüm ki, sanki insanlar sadece hastalıktan ölüyor,iş kazaları, trafik kazaları hele de bu iki ülkenin neden olduğu savaşlarda ölen, yaralanan, katledilen insanları hiç hesaba katmıyorlar , DNA’nın şifresi çözüldü ya artık ABD ve İngiltere bomba atsa da vız gelir herhalde ….. 

 

Sözlerimi bitirirken son olarak tekrar etmek istiyorum "VATAN UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR"

                                                                                                      Sahra Gül,

 

Yorum Yaz