5/10/2009 • Kategori: Sarki Sozleri

tuti i mucize guyem
nef'i'nin en çok bilinen gazellerinden olup 3 feilâtün, 1 feilün kalıbıyla yazılmıştır. daha sonra bu gazel ıtri tarafından bestelenerek zeki müren 'in sesiyle daha geniş kitlelere ulaşmıştır.
Tûti-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil
Ehl-i dildir diyemem sinesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil
Yine endîşe bilür kadr-i dür-i güftarım
Rüzgâr ise denî dehr ise sarraf değil
Girdi miftâh-ı der-i genc-i maânî elime
Âleme bezli güher eylesem itlaf değil
Levh-i Mahfûz-i sühendir dil-i pâk-i Nef'i
Tab-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

tercümesi:
1.beyit: mucizeleri dile getiren papağanım, dedikler boş laf(tan ibaret) değil. felekle * konuşmam (onun) kalbi temiz değil.
2.beyit: kalbi temiz olmayana "gönül ehlidir" diyemem. gönül ehillerinin birbirini bilmemeleri olacak iş değil.
3.beyit: devir alçaksa ve dünya sarraf değil ise inci (gibi kıymetli olan) sözümün değerini bilse bilse düşünce bilir.
4.beyit: anlam hazinesinin kapısının anahtarı elime geçti. aleme bol bol cevher dağıtsam ziyanı yok.
5. beyit: nef'î'nin temiz gönlü, sözün levh-i mahfuzudur. dostlarınınki gibi sahaf dükkanı değildir.

Öyle sermestim ki idrak etmezem dünya nedir
Ben kim saki olan kimdir, mey-i sahba nedir
Gerçi canandan dil-i şeyda için kam isterim
Sorsa canan bilmezem kam-ı dil-i şeyda nedir
Hikmet-i dünya ve ma fiha bilen arif değil
Arif oldur bilmeye dünya ve ma fiha nedir
Ahu feryadın Fuzuli incidibdir alemi
Ger belay-ı aşk ile noşnud isen koğandır
Fuzuli
Öyle kendimden geçmişim ki dünyanın ne olduğunu anlamam
Ben kim saki(kadeh sunan) olan kim, sohbet meclisi nedir.
Gerçi sevgiliden çılgın gönül için bir dilekte bulunurum
Sevgili sorsa çılgın gönlün dileğinin ne olduğunu bilmem.
Dünya içindekilerin hikmetini bilen arif değil.
Arif dünya ve içindekilerin ne olduğunu bilmeyendir.
Ey Fuzili ah ve feryadın alemi incitmektedir
Eğer aşk belası ile hoşnut isen koğandır

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh
Lutfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne
Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne
Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne
Râsih Bey

Günümüz Türkçesi:
Ey sevgili! Gözlerini süzme ki, kirpik kirpik üstüne gelmesin; böylece bağrımda (gönlümde) açtığın yaraya ok üstüne ok atmış olma (üst üste kirpikler; üst üste ok demektir).
Sevgili, açtığı her yaraya elmas tozu ekiyor. Lutfu var olsun; (aşıkına) ihsan üstüne ihsanda bulunuyor (Sevgilinin birinci ihsanı aşıkının bağrında açtığı yara, ikinci ihsanı da o yaranın kapanmasını engelleyen elmas tozudur).
Ey sevinç; gönlümde gam var, şimdilik lutfeyle sen gelme. Çünkü bir evde misafir üstüne misafir uygun düşmez (gam gibi değerli bir misafir var iken sevinci ağırlamak mümkün değildir ki!).
Sevgiliden ayrı kalmıştık, bir de gurbetlere düştük. Felek bize hicran üstüne hicran gösterdi vesselam (birinci hicran sevgilinin ayrılık azabı, ikincisi de gurbet elemidir).
Rasih için “Hem içki içmez, hem güzel sevmez!” demişler. Zavallıya iftira üstüne iftira atmışlar (İçki de içer, güzel de sever).


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır