30/10/2009 • Kategori: Siyaset

tavuk.jpg


Domuz Gribi'ne karşı en üst düzey yetkililerden başlamak kaydiyle tüm sağlık kurumlarından, el sıkışmayın, öpüşmeyin, dezenfekte edici ürünleri sürekli yanınızda taşıyın, hapşırırken elinizle değil kolunuzla tedbir alın diye nasihat üstüne nasihat aktarılıyor.  Okul, Karakol vs... Topluma açık alanlar sürekli ilaçlanıyor. Bunlar iyi güzel yapılması da gerekli, şikayetimiz yok, amma velakin, bir kuş gribi vakasında yaşanan o köylünün elinden yaka paça toplanıp alınan kümes hayvanları topluca itlaf edilirdi, niyeyse DomuzGribi vakasında aynı toplu itlaflara rastlamadık. Bu duyarsızlık niye???


                                                          Sahra Gül,

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

10/8/2009 • Kategori: Siyaset



Nasıl da hızlandınız.
Kürt açılımı konusunda…
Aman Allah’ım bir trafik ki baş döndürücü.
Cumhurbaşkanının, tarihi fırsat diye işaret etmesi, Genelkurmay Başkanı’nın üniformasıyla çıkıp açıklamaları, ardından Başbakan’ın hızlı trafiği, yıllardır verilmeyen randevuların birden bire hayata geçirilmesi, sarmaş dolaş demeçler, bakanların üst üste açıklamaları. Abdullah Öcalan’la diyalog tartışmaları, Kuzey Irak argümanları…

Dur bakalım neler olacak, derken ABD büyük elçisi yandan çarklı sürece dahil olunca “enişte” nin birden bire baldızı neden öptüğünü anlayıverdik.
Ne yalan söyliyeyim bir tuhaf oldum. Hep böyle birilerinin menfaatleri doğrultusunda, dürtmesi ya da “öpmesi” ile mi bir şeyler yapacağız?
Açıklamaların bini bir para. Ders kitaplarının değişiminden tutun, “Ne Mutlu Türküm Diyene”,nin ya da “Türk’üm doğruyum çalışkanım…” andının kaldırılması, gibi acil tedbirlerin yanında, bölgesel özerklik verilmesi, dağdakilere siyaset yolunu açıp İmralı mahkumu dahil, TBMM ne girme fırsatının tanınması gibi sapla samanın havada uçuştuğu absürd çözüm teklifleri…

Hatırlayın bundan 14-15 sene önce Erbakan denilen ileri görüşlü birisi neler demişti:

“Siz her sabah okullarda Türk’üm doğruyum çalışkanım dedirtirseniz, birileri de bu sözden alınarak, ben de Kürd’üm daha doğruyum daha çalışkanım demeye başlar…”

Vay sen misin bunları söyleyen! Defalarca, aylarca, bandı geri sarıp sarıp medyada teşhir ve linç kampanyaları. Mahkemeler, süründürmeler, siyaset yasakları, yıllarca temel haklarının gasbı… Bakıyorum şimdi bu olayı hiç hatırlayan, hatırlatan ve konuşan yok. Hiç kimse demiyor ki:
“Bu insan ne demişti ya?.. Biz bunları yeni aklımıza getiriyoruz. Halbuki makul ve gerekli çözümleri 10 küsür sene önce bu insan söylemiş, biz bunu linç kampanyasına tutmuşuz. Bari bu gün gidelim de, ne demek istediğini, aklındaki çözüm önerilerini alalım. Sahi bu insan İslam kardeşliği, 70 milyonun kardeşliği falan da diyordu, gidip bir soralım ne demek istediğini…”
Hadi O’na gitmeyi gururunuza yediremiyorsunuz, bari O’nun hala tabii lideri olduğu siyasi görüşü temsil eden partiye gidelim, görüş alalım demiyorsunuz. Halbuki sadece doğunun çözümü ile ilgili değil, Türkiye’nin tüm problemleri ile ilgili, hatta dünyanın sorunları ile ilgili O insana hepinizin danışma, önünde diz çöküp fikir, siyaset ve taktik öğrenme mecburiyetiniz var. Gömüp üzerine beton döktüğünüz o insan, betonları parçalayıp çıktı ve bir baba şefkatiyle insanlığın problemlerine çözüm arayışlarını sürdürüyor. Sizin ufuksuzluğunuzun ötesinde çok geniş bir ufukla… Tarım, sanayi, ekonomi, dış politika, devlet millet kaynaşması, yaşanabilir bir Türkiye ve diğer konularda engin tecrübe ve bilgi birikimiyle…
Ama önce özür dileyin O’na yaptıklarınızdan dolayı, linç kampanyalarından dolayı, betonlama işlerinizden dolayı… Yanına gittiğinizde hala ülkesi ve insanlarının mutluluğu için yanıp tutuşan, kafasındaki çözüm önerilerini hayata geçirememekten dolayı kahrolan, bunların hayata geçmesi için hala bir şeyler yapmaya çabalayan, gecesini gündüzüne katarak, yeni çözümler üretmeye çalışan bir insan bulacaksınız karşınızda. Ve de bir kahraman!
Ama önce o insandan ve camiasından özür dileyin. Bu sizi küçültmez. Bilakis büyütür.


www.ekremsama.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/4/2009 • Kategori: Siyaset




Erbakan: İnsanlığı Saadet dünyasına kavuşturmak için çalışacağız

 

Erbakan, Saadet Partisi'nin 26 Ekim'de yaptığı büyük kongre ile üçüncü şahlanış hamlesini başlattığını belirterek, "29 Mart yerel seçimlerinde de milletimiz 5.2 oy vererek bu şahlanışı desteklemiş ve seçimlerin en başarılı partisi Saadet olmuştur" dedi.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği memnu haklarının iadesi konusunda basın açıklaması yaptı. Memnu hakların iadesini değerlendiren Erbakan, önümüzdeki dönemde ne gibi gelişmelerin olacağı konusunda bilgi verdi. 29 Mart yerel seçimlerinin ne manaya geldiği sorusuna cevap veren Erbakan, seçimin en başarılı partisinin Saadet Partisi olduğunu söyledi. Milli Görüş'ün parlayan yıldız olduğunu belirten Erbakan, üçüncü şahlanış hamlesinin Türkiye ve insanlığı yeni bir Saadet dünyasına kavuşturacağını söyledi.

5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin iki konuya açıklık getirdiğini belirterek, "Birincisi kişi herhangi bir suçtan dolayı mahkûm olursa bunun kanuni sonucu olarak hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılır. İkincisi ise bu hakları kullanmada yoksunluk ne zamana kadar devam eder. Mahkemenin verdiği kararla kanun maddeleri çerçevesinde Memnu Haklarımın İadesi hususunda Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği hükme göre, memnu haklarım 23.03.2009 tarihinden itibaren iade edilmiştir ve bu mahkeme hükmü kesinleşmiştir" dedi.

Yaşanabilir bir Türkiye

Erbakan, "Mahkeme kararına istinaden Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün Adli Sicil Kaydımın bulunmadığını belirten resmi yazısı takdim olunmuştur. Böylece her türlü hakkım iade edilmiş bulunmaktadır. Buna göre, artık Prof. Dr. Necmettin Erbakan, seçme ve seçilme ehliyetine sahiptir ve diğer bütün siyasi haklarını kullanabilir. Siyasi parti üyesi, yöneticisi ve TBMM üyesi olabilir" ifadelerini kullandı.

Herkesin bundan sonra ne olacağını merak ettiğini belirten Erbakan, "Bu sualin cevabı açıktır. Necmettin Erbakan şimdiye kadar aziz milletimizin ve bütün insanlığın saadeti için, Milli Görüş'ün iktidara gelerek "Yaşanabilir Bir Türkiye", "Yeniden Büyük Türkiye" ve "Yeni Bir Dünya"nın kurulması için ne gayretle çalıştı ise, bundan sonrada aynı gayretle çalışacaktır inşallah" diye konuştu.

Saadet oylarını yüzde 220 artırdı

29 Mart yerel seçimleri sonuçlarının değerlendiren Erbakan, "Bir önceki Milletvekili seçimlerinde 820,000 olan oy sayısı, 2.061.644'e çıkmıştır. 2007 yılında Türkiye geneli seçmen sayısı 42 milyon olduğu ve de 2009 yılında bu sayının 48 milyona çıkarak yüzde 14.3 artış gösterdiği dikkate alındığında Saadet Partisi'nin oylarının yüzde 220 arttığı görülmektedir. Seçmen sayılarındaki artış dikkate alınmadığı takdirde Saadet Partisi'nin oylarının yüzde 251 artmış olduğu görülmektedir. Bir önceki, yani 2004 Büyükşehir ve İl Merkezleri Belediye seçimlerinde 606.027 olan oy sayısını, 873.268 çıkarmıştır. Bir önceki il genel meclisi seçimlerindeki 1.297.681 oy sayısı, 2.061.644'e çıkarmıştır" diye konuştu.

Saadet Partisi'nin 1 il, 26 ilçe 58 belde belediyesi kazandığını belirten Erbakan, " Saadet Partisi 2004 seçimlerinde hiçbir İl Belediyesi kazanamadığı halde, bu seçimde Şanlıurfa gibi bir il belediyesini kazanma önemli bir adımdır. 2004 seçimlerinde kazandığı 13 ilçe sayısı, 2009'da 26'a çıkmıştır. Yani yüzde 100 artış sağlanmıştır. Belde belediye sayılarını da artırmış ve oylarını yüzde 34'den 56'ya çıkarmıştır. Kazandığı belediyelerin yüzde 70'ini AKP'den almıştır. Saadet Partisi İl Genel Meclisi seçimlerinde 10 ilde, yüzde 10'un üzerinde, 6 ilde, yüzde 7 - yüzde 10 arası, 5 ilde, yüzde 5 - yüzde 7 arası, geriye kalan 60 ilde de oylarını önemli ölçüde artırmıştır. Bir sonraki milletvekili seçimlerinde 81 ilde hazırlıklar yapılması için milletimiz sinyali vermiştir. Saadet Partisi daha şimdiden bütün iller için yoğun bir gayret içine girmiştir. Saadet Partisi 4 ilde, yüzde 20'nin üzerinde oy alırken 6 ilde de yüzde 10'un üzerinde oy oranına ulaşmıştır" ifadelerini kullandı.

Milli Görüş'ün tarihi süreci

Erbakan, "1969'dan itibaren Birinci Şahlanışını yapan Milli Görüş, milletin milli görüşe susamışlığı sebebiyle hızla gelişmiş ve 1973-1977 arasında 4 yıl esnasında 3 hükümet kurarak hükümet ortağı iktidar olmuştur. Bu şahlanıştan hoşlanmayan ve Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen dış güçler CIA Başkanı Cliffor'un Şubat 1977 yılında Türkiye'yi ziyaret edip, Sayın Demirel ve Ecevit'le görüşerek 1977 seçimlerinin öne alınması, Dont Sisteminde değişiklik yapılması ve arkadan 1980 ihtilaliyle bütün partilerin kapatılması meyanında MSP'de kapatılmış ve 1983'te yeniden demokrasiye dönüldüğünde Milli Görüş Refah Partisi olarak 2. Şahlanışını yapmıştır. 15 yılda oy aranı yüzde 4.4'ten, kademe kademe artırarak yüzde 36'ya kadar çıkmış ve 25 Aralık 1995 seçimlerinde takriben yüzde 22 olarak Milli Görüş Türkiye'nin en büyük partisi olmuştur. Bu 2. şahlanıştan da hoşlanmayan dış güçler, 28 Şubat 1997 ve onu takip eden dönemdeki etkinlikleriyle Refah Partisi'nin son derece başarılı, efsanevi hizmetlerini engellemişler, planlı bir şekilde Refah Partisi'ni bölmüşler ve Milli Görüş Saadet Partisi olarak 2001'de yeniden kolları sıvamıştır" şeklinde konuştu.

Saadet Türkiye'nin doğal partisi

Erbakan, "2002 seçimlerinde yüzde 2,5 oy alan Saadet Partisi'nin 29 Mart 2009 seçimlerinde yüzde 5.2 oy olarak Milli Görüş'ün 3. Şahlanışını başlattığını kaydederek, "3. Şahlanış Saadet Partisi'nin 26 Ekim 2008'de yaptığı 3. Büyük Kongresiyle başlamış, 29 Mart 2009 seçimleriyle parlayan bir yıldız haline gelmiştir. AKP, Milli Görüş gömleğini çıkartıp, işbirlikçilik gömleğini giyen bir politika yürüttüğü için 29 Mart seçimlerinde gayri milli uygulamaları yüzünden yüzde 48'den, yüzde 38'e düşmüş ve ufalarak kaybolma trendine girmiştir. AKP'ye oy veren kütle, Milli Görüş'e oy veriyorum diye vermektedir. Önümüzdeki dönemde yapılacak gayretli çalışmalarla Saadet Partisi bir büyük atılım yaparak yeniden iktidar olacaktır,  İnşaallah. Bu atılım ve açılım için her türlü gayret gösterilecektir. Türkiye'nin ve bütün insanlığın bugünkü zulüm dünyası yerine, yeni bir Saadet Dünyasına kavuşması ancak bu sayede mümkün olabilecektir. Milli Görüş milletimizin doğal kalıcı iktidar çözümü olduğu için, dış müdahaleler olmadığı takdirde her zaman Türkiye'nin doğal iktidar partisidir" dedi.

Dış güçler uyarısı

Bu güçleri demokratur, horoz dövüşü ve narkozlama olarak sıralayan Erbakan konuşmasını, "Metodlarıyla her zaman "Yeniden Büyük Türkiye"nin kuruluşunu engellemek için ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir. Şu anda yürütülmekte olan 3. Şahlanışta gayretli, teşkilat ve eğitim çalışmaları yanında, milletimizin aydınlatılması, narkozdan uyandırılması, dış güçlerin oyunlarına aldanmaması için yoğun bir aydınlatma çalışması ile birlikte dış güçlerin Türkiye'yi yönlendirme güçlerinin ellerinden alınması için "Yeni Bir Dünya"nın kurulması çalışmalarına da hız verilecektir. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır. İnanıyorsanız, üstünsünüz" diyerek bitirdi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

31/3/2009 • Kategori: Siyaset



Allahın vadi geldi mi, ona itiraz edecek kimse yoktur, ve hiç bir şey de onu engelleyemez...

Gerçekten de son derece elim bir kazaydı, zamanlaması, vuku buluşu…, gerçi biz yüce Rahman'a iş öğretecek değiliz ama, kazanın zamanı ve de meydana geliş şeklinin milletçe yaşadığımız üzüntünün boyutunu arttırdığı bir gerçek...

En merak ettiğim şeylerden biridir, ülkücü camiası böyle cenazelerde ve millî olaylarda ortaya çıkıp tekbir nidaları çekerler, ama iş mecliste ülkemiz insanlarının inancını hayata geçirirken yaşadıkları sıkıntıları hafifletmeye yönelik çalışmalarda, ülkücülerin temsilcisi olduğunu iddia eden MHP'lilerin sürekli sol zihniyetli tavırlar sergilediklerini görürüz...

Bazı ziyaretçilerim ülkücülere karşı duyduğum öfkenin sebebini anlamakta zorlanıyorlarsa önce bu çelişkiye mantıklı bir  açıklama yapsınlar...

Zaten Sn. Muhsin Yazıcıoğlu’ nu da belki MHP ülkücülerinden ayıran da bu olmuştu...

Çünkü o göründüğü gibi yaşayıp, yaşadığı gibi görünmeyi ilke edinen bir simgeydi. Henüz BBP' si onun gönlünde hedeflediği ilgiyi görememişti ama, o duruşuyla partisinin yükte hafif, pahada ağır bir görünüm kazanmasına sebep olmuştu…Bir çok kişi bulunduğu makamdan kendine unvan türetirken, o duruşuyla partisine bir misyon biçmişti. Kendi deyimiyle, Mecliste tek başına olmasına rağmen özgül ağırlığı olan biriydi…

 

Sahip olduğu, hele ki, şu son seçimde almış olduğu oy oranına bakınca ülkenin 3. partisi konumunda olan MHP ise, aldığı onca oy’a ve de sahip olduğu  teşkilata rağmen Sn. Bahçeli’nin sayesinde  Meclis’ de özgül ağırlığı neredeyse sıfıra yakın bir duruş arz ediyor. AKP’nin uyguladığı maneviyatımızı inciten icraatlarda, sadece laf kalabalığı yapmayı muhalefetlik için yeterli görenler, mantık muhasebelerinde, kendi şahsi çıkarlarını daha ağır değerlerle ölçüp, olumsuz gidişata dur demek adına istifa etmek yerine kötü gidişata suç ortaklığı yapmayı tercih ediyorlar. Bundan önceki hükümetlerde ellerinde hükümet kurma imkânı varken, sahip olduğu azınlık desteğe rağmen Sincan’ da yürüyen tanklara selam durmayı reddeden  Sn. Muhsin Yazıcıoğlu’nun  duruşunu sergilemekten uzak bir tablo çiziyorlar…

 

Adeta “ Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar mantığıyla hareket edip sonra da haklı eleştirilerimize sitem ederler, sorarım kendilerine ne hakla????...

 

Sizlerin bizim eleştirilerimize sitem etmeye hakkınız mı var ki, bizler bir zamanlar aynı yolda kolkola, omuz omuza yürüdüğümüz insanların hatalarını bile eleştirmekten çekinmedik, sizden mi çekineceğiz…

 

AKP yeni kurdurulduğunda, bu iş çoluk çocuk işi değil dediğimizde bizlere, siz de çok bencil ve hasetsiniz, kendinizden başkasının yükselmesine izin vermiyorsunuz diyenler, bugün, aslında kendinde bir keramet olmamasına rağmen,  bizlerin omuzlarına basarak yükselen AKP’yi , sadece CHP gelmesin mantığıyla kerhen destekliyorlar.

 

Aslında şu an Sn. Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının vefatı ile ilgili söylenebilecek çok daha fazla sözler var ama,  yeri ve zamanı değil…

 

Sn. M.Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarına, ayrıca son ana kadar görevini yerine getirmeye çalışan basın mensubu dostlarına  Cenab-ı Allahtan rahmet dilemekten başka yapabilecek bir şeyimiz yok…

 

Mekânlarınız Cennet olsun…Bizlerin gönlünde çok farklı bir yeri olan  Tacettin Dergâhı sizinle daha da bi anlam kazanacak …

 

                                                                                             Sahra Gül,

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Fare İmleçleri ve link efekt kodları